Yüzüklerin Efendisi Deşifre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yüzüklerin Efendisi Deşifre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mayıs 2026 Çarşamba

Tolkien Yüzüğü Kime Taktı?



Tolkien’in “yüzüklerin  efendisi”  eserini  bir  masal  olarak  görüp  geçmeli miyiz yoksa ciddiye  alıp  kazımalı mıyız?  Maalesef   kitleler  üzerindeki  devasa  etkisi dolayısıyla  içerdiği  zararları  ifşa  etmek  gerekiyor.  Onun  eserindeki  teolojik  ve tarihsel  unsurların  gerçekte  neye  karşılık  geldiklerini  ortaya  sererek başlayacağım.  Bunu  yapmaya  başladığımızda okuyucu, “Bu   sadece  bir  masal neden referans  noktasının  peşindesin?”  diye  sorabilir.

 

Romandaki unsurlar ile gerçek hayat arasında paralellikler aramamız bizim fantezimiz değildir. Çünkü bizzat  Tolkien  eseri  için “Temelde  dinsel  ve  katolik  bir  eser” diyor  ve başka bir konuşmasında sadece   parçaları birlestirdigini ifade ediyor.  Kaynak  isteyenler için  en  bariz kaynak onun  mektupları  olabilir.

Tolkien, mektuplarında (özellikle 144, 153 ve 212 numaralı mektuplar) eserinin temelde "dinsel ve Katolik" olduğunu ve aslında bir "hakikati" temsil ettiğini açıkça yazar.

Alıntı örneği (Mektup 153): "I do not feel 'responsible' for these things, but rather as if I were taking a record of things that were 'there' somewhere." (Bu şeylerden kendimi 'sorumlu' hissetmiyorum, aksine bir yerlerde 'var olan' şeylerin kaydını tutuyormuşum gibi hissediyorum.)

 

 

Dahası Tolkien, 1931'de C.S. Lewis'e yazdığı 'Mythopoeia' şiirinde ve 'On Fairy-Stories' (Peri Masalları Üzerine) adlı makalesinde; mitlerin birer 'yalan' olmadığını, insanın 'Yaratıcı'nın imajında yaratılmış bir 'alt-yaratıcı' olarak gerçeği farklı renk ve formlarda yeniden sunduğunu savunmuştur.

 Şu halde anlattıklarına masal olarak değil, bazi kimseler tarafından  ciddiye  alınıp inanılan bir teoloji tasavvurunun (ve  tabi bir  çeşit  alternatif  tarih  anlayışının) , temsili hikayeler ile dışa vurumu olarak bakılmalıdır. 

 

Sauron ve  Saruman   Figürlerinin  Hz.  Süleyman’a  Benzetilmesi

 

Sauron hükmetmeye  yarayan  bir  yüzük hazırlamıştır. Emrindeki  geniş  ordularda Elflerin bozulmuş  hali olan  Orklar  vardır.  Elf kelimesi  eski  Avrupa dil ve  kültürlerinde  cinleri  kastetmek  için  kullanılmış  bir  kelimedir.  Hz.  Süleyman, kendisine cinlerden  bir  kısmına hükmetme  yetkisi verilmiş  bir  hükümdar  peygamber  idi.  Ehli  kitabın  rivayetlerinde Hz.  Süleyman cinleri  parmağındaki  yüzük  vasıtasıyla  kontrol  etmiştir.  Üzerinde  Mührü  süleyman  olan bir  yüzük.  Bu  noktadaki  çağrışım  aşikardır.  Ancak  benzerlik  bundan  ibaret  değil.  “Yüzüklerin  Efendisi”  filimlerinde  olmayan  ama Tolkien’in  kitabında  olan bir  anlatıda Sauron,  İnsanlara  armağan  edilmiş bir  adaya  gider  ve oradaki  insanları Melkor’a  ibadet  etmeye  onun  için evlatlarını  kurban  etmeye ikna  eder. Dahası  Melkor için  devasa  bir  tapınak  diktirir.  Daha sonra daha  detaylı inceleyeceğimiz bu  anlatıda  şimdilik  dikkatinize  sunmak  istediğim  unsurlar  şunlar: Sauron  Melkor isimli  kötü  tanrı  adına tebliğ  yapan  bir  peygamber rolündedir.  Melkor  ise  daha  sonra  inceleyeceğimiz  üzere  Antik  Fenike  putu olan Baal ile önemli ölçüde  benzer  bir  figürdür.  Dahası  Sauron  bu  adada  çok  büyük  bir  tapınak  yaptırmıştır.   Daha  sonra  işgal  edeceği  topraklarda da  devasa  bir  kule  yaptırmıştı.  Hz.  Süleyman  ise hükümdar  olmasının  yanında  bir  peygamberdir.  Yaptırmış  olduğu  Süleyman  Mabedinin  şöhreti  malumdur.  Bütün  bunların  yanı  başında Muharref(Tahrif  edilmiş) Tevrat’ta Hz.  Süleyman (Solomon)  dinden  çıkmak  ve   Baal  gibi  putlara  tapmakla  suçlanır.  Önceleri  Hz.  Davud’un  oğlu, bilge hikmet  sahibi  bir  kimse  iken Sonradan  eşlerinin  etkisiyle  putperestliğe  savrulmuş olarak  tarif  edilir.  Sauron ‘da önceleri  ismi  Mairon(hayranlık uyandıran)  iken  kötü  biri  haline  gelmesinden  sonra  ismi  Sauron(iğrenç tiksinti veren) haline  gelmiş  yani  sapıtmış  düşmüş  bir  kimsedir. Sauron önceleri  güya  iyi  bir  kimse  iken ustası demirci  Aule  imiş.  Dersini  ondan  aldığı  için  çok  maharetli  imiş.   Hz.  Süleyman’ın da  doğal  olarak  hocası hem peygamber  hemde  kral  olan  babası  Davud  as  olsa  gerektir ve  Davud  as  demirciliği ile  övülmüştür.  Demirin onun  elinde  mucizevi  olarak  hamur  gibi  şekillendiği  rivayet  edilir.