16 Şubat 2022 Çarşamba

Antik Mısırda Korindon Kullanımının Kanıtları (Granit Kesme Teknolojisi)

Eski  Mısırlıların  graniti nasıl kestikleri  ve  deldikleri  konusunda  Denys Stocks 'un yapmış  olduğu  deneyler  önemlidir.  Bu  deneylerde  granitin   bakır  ve kum ile  kesilebileceği  gösterilmişti.  Aşağıdaki  kısa  video da Denys  Stock  'un  deneylerinden  alıntılar  eşliğinde  gerekli  açıklamalar  yapılmıştır.  Yazımızın  konusu  "korindon"  olmasına rağmen öncelikle  Denys  Stock'un  deneylerini  hatırlatmada  fayda  görüyorum. Bu deneyler hakkında hiçbir  ön bilgiye  sahip olmayan okuyucuların   yazıya  devam  etmeden  önce  videoyu  izlemesini  özellikle  rica ediyorum.


Testere  İzleri  ve Korindon  İddiası

"Uzun zamandır jeologlar tarafından Mısır'da bulunan en sert  aşındırıcının, büyük ölçüde kuvars parçacıklarından oluşan, çöl kumu olduğu düşünülüyordu (Kuvars için Mohs sertliği 7).

Ancak bazı sondaj deliklerindeki yivlerin(grooves) şekli, delme için kullanılan aşındırıcının kumdan daha sert ve kaba olduğunu düşündürür: yivlerin  kenarları pürüzlüdür ve yüzey genel olarak oldukça pürüzlüdür (Şekil 3). Deneyler, kum süspansiyonunun yivlerin  kenarlarını ve bir sondaj deliğinin iç yüzeyini daha pürüzsüz hale getirdiğini göstermektedir." (kaynak: https://antropogenez.ru/drilling/)

Figure 3 — A bow drill in an ancient Egyptian image


Aşağıdaki  silindir konumuzu  ilgilendiren   değerli  bir arkeolojik  buluntudur. William Matthew Flinders Petrie tarafından  bulunmuştur.  Bir  granit bloğunda delik  açıldıktan  sonra  geriye  kalan  artık  nesnedir.  Binlerce  yıllık bu  artık  nesnenin  üzerindeki  izler Antik  Mısırlıların Graniti  delme  işlemini  nasıl gerçekleştirdiği hakkında  bize  ip ucu  vermektedir.     


Aşağıda Petrie'nin  bulduğu  silindirin  üzerindeki  binlerce yıllık yivler(sol taraftaki)  ile   modern  deneylerden birisinde   elde  edilmiş  yivler (sağdaki)  karşılaştırılmıştır. 



Aralında Petrie'nin de  olduğu  bazı  bilim  insanları deneylerde  oluşan  yivlerle  arkeolojik  buluntular  üzerindeki  yivleri  kıyaslayarak Antik  Mısırlıların  sadece  kuvars  kumunu değil  korindon  gibi  daha  sert  aşındırıcıları da  kullandıklarını  iddia  etmişlerdi.   

 ve iddia doğrudan  bir  kanıtla  desteklendi : Geçtiğimiz  yıllarda  Amarna 'da  bulunan yontulmuş    bir taş parçasının sondaj  deliğinde korindon parçacıkları  tespit  edildi.



Korindon Minerali Hakkında Kısa  Bilgi

"Korindon, alüminyum oksitin (Al2O3) kristal bir formudur.  Tipik olarak eser miktarda demir, titanyum, vanadyum ve krom içerir.  Kayaç oluşturan bir mineraldir. Doğal haliyle  şeffaf bir malzemedir ancak kristal yapısındaki  geçiş metali oranlarına  bağlı olarak farklı renklere sahip olabilir.  Korindon'un iki ana değerli taş çeşidi vardır: yakut ve safir. Yakutlar, kromun varlığından dolayı kırmızıdır ve safirler, hangi geçiş metalinin mevcut olduğuna bağlı olarak bir dizi renk sergilerler. Nadir bir safir türü olan padparadscha safir pembe-turuncu renktedir.

Korindon  sertliği nedeniyle , neredeyse tüm diğer mineralleri çizebilir.(saf korundum Mohs ölçeğinde 9.0 olarak tanımlanır) Genellikle zımpara kağıdında ve metal, plastik, ahşap işlemede kullanılan büyük aletlerde aşındırıcı olarak kullanılır. Zımpara, bir çeşit korindon  türü olmakla  beraber mücevherât cinsinden bir değeri yoktur.  Zımpara, genellikle  aşındırıcı olarak kullanılır. Zımparanın  siyahımsı tonuna hematit, spinel veya manyetit safsızlıkları neden olur." (kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/Corundum )

Korindon,  yaygın  hale  gelmiş bir  yanlış bilgi  ile elmastan sonraki  en  sert  ikinci  doğal  mineral  zannedilmektedir.  Gerçekte  Mozanit  Maddesi  Korindondan daha  sert olup artık  korindon  için  üçüncü  en sert  mineral  demek  icap etmektedir.  Yukarda  Korindonun Mohs  ölçeğindeki sertlik derecesinin  9.0 olduğunu  söylemiştik. Mozanit  mineralinin  derecesi  ise  9.25 'tir.(kaynak:https://en.wikipedia.org/wiki/Moissanite  )


Korindon minerallerinin  dahil  olduğu oldukça  sert  aşındırıcı  karışımlarının Bronz  Çağında,   Antik Yunan gibi  medeniyetlerin  zanaatkarlarınca   kullanılmış  olduğu  kanıtlarıyla ortaya  konmuştur. (kaynak: https://www.jstor.org/stable/1359662



 Amarna' da  Bulunan Kanıt 

2014  yılında, Amarna Projesinin haber  bülteni niteliğindeki Horizon dergisinde yayınlanan bir makalede konumuzu ilgilendiren  bir  kanıt  bulunduğu  anlatılmıştı. (Derginin ilgili sayısına ulaşmak için: https://www.academia.edu/10577494/Evidence_for_the_use_of_corundum_abrasive_in_Egypt_from_the_Great_Aten_Temple_at_Amarna)

Söz  konusu makale, Metropolitan Sanat  Müzesi'nden  Anna Serotta (Nesneleri Koruma Bölümü) ve
Federico Carò (Bilimsel Araştırma Departmanı)  tarafından  yazılmıştı. Makalede verilen bazı  bilgiler şöyle:
"Ancient Egyptian craftsmen were exceptionally skilled and prolific in extracting and shaping a wide variety of stones. For millennia, soft and hard stones were quarried, cut, drilled, carved and polished using a variety of tools and techniques, and it is generally agreed that abrasives played a significant role. Both saws and core drills utilized particulate abrasives, and the finishing of sculptures and architectural elements was likely carried out with a combination of rubbing-stones and abrasive slurries. [1] The composition of the abrasive materials used has been much debated, particularly in relation to the working of hard stones. [2] Were stones such as granite, diorite and quartzite shaped and polished using solely quartz-based abrasives, or did Egyptian craftsmen have access to harder materials? It has been demonstrated through archaeological evidence and experimental data [3] that corundum and emery, mixtures of minerals with a maximum hardness of 9 in the Mohs scale, were employed by craftsmen in the ancient Mediterranean and Near East, but were these materials part of the Egyptian tool kit Although Petrie and other scholars posited the use of emery abrasive powder [4], the absence of direct evidence for the use of this material in Egypt, the lack of known sources of emery in Egypt, and the presence of quartz sand embedded in ancient drill holes led Lucas to dismiss the use of emery by Egyptian craftsmen. [5] Instead, he asserts that the abrasive used was much more likely a readily available local product, quartz sand, the ability of which to abrade the quartz component in hard stones was subsequently demonstrated through experimental archaeology by Denys Stocks. [6] However, in their investigation of concentric abrasive marks in drilled granite cores, Gorelick and Gwinnet concluded that corundum or emery could not be ruled out as an abrasive source, as drilling experiments using these harder materials produced lines much more similar in character to those observed on archaeological material. [7] A better understanding of the abrasive marks left behind on Egyptian objects is at the crux of this question, and the study presented here is part of a larger investigation aiming to better understand and characterise marks on Egyptian hard stone objects."

"Eski Mısırlı zanaatkarlar,  çok çeşitli (türden) taşları çıkarma ve şekillendirme konusunda son derece yetenekli ve üretkendi. Binlerce yıl boyunca, yumuşak ve sert taşlar çeşitli alet ve teknikler kullanılarak ocaktan çıkarıldı, kesildi, delindi, oyuldu ve cilalandı ve genel olarak aşındırıcıların önemli bir rol oynadığı kabul edildi. Hem testereler hem de karot matkapları (için) parçacıklı aşındırıcılar kullanılıyordu ve heykellerin, mimari öğelerin bitirilmesi muhtemelen ovalama taşları ve aşındırıcı bulamaçların bir kombinasyonu ile gerçekleştiriliyordu. [1] Kullanılan aşındırıcı malzemelerin bileşimi, özellikle sert taşların işlenmesiyle ilgili olarak çok tartışılmıştır. [2] Granit, diyorit ve kuvarsit gibi taşlar sadece kuvars bazlı aşındırıcılar kullanılarak mı şekillendirilip parlatıldı, yoksa Mısırlı ustaların daha sert malzemelere erişimi var mıydı? Arkeolojik kanıtlar ve deneysel verilerle [3] gösterilmiştir ki, Mohs ölçeğinde maksimum sertliği 9 olan  korindon ve zımpara, eski Akdeniz ve Yakın Doğu'daki zanaatkarlar tarafından kullanılmıştır  (peki) ama (aceba) bu malzemeler Mısır alet takımının (da) bir parçası mıydı? Petrie ve diğer bilim adamları,  aşındırıcı toz (olarak) zımpara kullanımını önermelerine rağmen, bu malzemenin Mısır'da kullanımına ilişkin (henüz) doğrudan kanıt bulunmaması, Mısır'da (henüz) bilinen zımpara kaynaklarının olmaması ve antik matkap deliklerine gömülü kuvars kumunun varlığı Lucas'ın, Mısırlı ustalar tarafından zımpara kullanıldığı (fikrini) reddetmesine neden oldu. [5]  Bunun yerine, kullanılan aşındırıcının çok daha muhtemel bir yerel ürün olan kuvars kumu olduğunu ve bunun sert taşlardaki kuvars bileşenini aşındırma yeteneğinin daha sonra Denys Stocks tarafından deneysel arkeoloji yoluyla gösterildiğini iddia etmiştir [6] Bununla birlikte, Gorelick ve Gwinnet, matkaplanmış granit deliklerindeki, eş merkezli aşındırıcı izleri (hakkındaki) araştırmalarında, korindon  zımparasının aşındırıcı bir kaynak olarak göz ardı edilemeyeceği sonucuna vardılar. Çünkü daha sert malzemeler kullanılan sondaj deneyleri, arkeolojik malzemede gözlenenlere çok daha benzer karakterde çizgiler ürettiler. [7]  Mısır nesnelerinde geride bırakılan aşındırıcı izlerinin daha iyi anlaşılması, bu sorunun can alıcı noktasıdır ve burada sunulan çalışma, Mısır'ın sert taş nesnelerindeki işaretleri daha iyi anlamayı ve karakterize etmeyi amaçlayan daha geniş bir araştırmanın parçasıdır."

"Although the experimental research carried out by Gorelick and Gwinnet is compelling, the absence of physical evidence for harder abrasives still renders their use in Egypt theoretical, and thus the authors of this study sought to investigate possible sources for direct evidence of abrasive material. Among the Met’s Egyptian collection, there is a small fragment of indurated limestone excavated from a pit outside the southern wall of the Great Temple of the Aten at Amarna in 1891–2. It has the accession number 57.180.142 and measures 8.0 x 7.0 x 6.3 cm. The fragment has several remains of what resemble drill holes cut at slightly different angles (Figure 1)."

"Gorelick ve Gwinnet tarafından yürütülen deneysel araştırma oldukça ikna edici   olsa da, daha sert aşındırıcılar için (doğrudan) fiziksel kanıtların (henüz) olmaması, bunların Mısır'daki kullanımını hâlâ teorik hale getiriyor (idi) ve bu nedenle, bu çalışmanın yazarları, aşındırıcı malzemenin doğrudan kanıtı için olası kaynakları araştırmaya çalıştılar. Met'in Mısır koleksiyonunda,  Amarna'daki Büyük Aten Tapınağı'nın güney duvarının dışındaki bir çukurdan kazılmış küçük bir sertleşmiş kireçtaşı parçası var, 1891–2'de. 57.180.142 erişim numarasına sahip ve 8.0 x 7.0 x 6.3  cm ölçülerinde. Parçada, biraz farklı açılarda açılmış matkap deliklerine benzeyen birkaç kalıntı var (Şekil 1)."



Makalede  ifade  edildiğine göre bu  parçanın üzerindeki  başlıca matkap  deliği yaklaşık  1  cm  genişliğindedir.  Dip  tarafında, deliğin ortasında,  kırılmış bir  matkap  tarafından  bırakılmış olan, kütük  biçiminde   minik  bir  çıkıntı bulunmaktadır.  Deliğin  dibindeki çıkıntının  etrafına çökelmiş  vaziyette  bulunan, yeşilimsi  renkteki toz  tabakası, istenen  doğrudan  kanıtı  sağlamıştır.  Bu  çökeltiden   alınan mikro  ölçekteki  bir  numune,  laboratuvarlarda analiz  edilmiştir.   Polarize ışık mikroskobu (PLM), taramalı elektron mikroskobu ve enerji dağılımlı X-ışını spektroskopisi (SEM-EDS) ile analiz edilmiştir.

SEM-EDS analizi, malzemeyi, yaklaşık 100-200 μm çapında, pürüzlü kenarları olan baskın köşeli korundum taneleri ve genellikle daha küçük boyutlu ve yüksek açısallığa sahip birkaç başka yardımcı mineralin bir karışımı olarak tanımladı (Şekil 3). 

Korindon taneleri  ile birlikte kuvars (Resim 4), rutil (Resim 5), K-feldispat, apatit, ilmenit, ojit, biyotit ve kromit taneleri bulunmuştur.



Çoğunlukla  10 μm 'den  küçük olan  kalsit  parçacıkları  daha  büyük parçaları  çevrelemektedir.  Bunlar, büyük  olasılıkla taşın matkaplanarak  delinmesi  sırasında  oluşmuş kalıntılardır.  Sertleşmiş kireç  taşı,  kimyasal yapısı  itibariyle bol miktarda  kalsit  içerir.  Korozyona  uğramış  bronz parçacıkları  ve  yeşil  bakır parçacıkları diğer  parçacıkların  arasına  dağılmış vaziyette karşımıza  çıkmaktadır.   Bu bulgular, korindonca zengin bir aşındırıcı karışımla birlikte bronz boru şeklinde bir matkabın kullanılmış olduğunu düşündürmektedir.  Böylelikle  Antik  Mısırlıların aşındırıcı  olarak korindon  kullanmış  oldukları düşüncesi  doğrudan bir kanıtla  desteklenmiş  oldu.  Bununla birlikte cevabı  aranması  gereken  bazı soru  işaretleri  ortaya  çıkmış  oluyor  ve makalenin devamında bunlar  tanıtılıyor.  

Demir Oksit İçermeyen  Bir Karışım

Antik  Yunanlıların ve  Doğu  Akdenizli ustaların korindon kullanmış  olduğuna dair kanıtlar  mevcuttur ancak  onların  kullanmış oldukları  korindon  içeren aşındırıcılar, manyetit, titano-manyetit, hematit, rutil ve ilmenit gibi bol Fe ve Ti oksitleri içeren bir  zımpara karışımı  biçimindeydiler.   örneğin:
"Antik Akdeniz'de, Yunanistan'ın Naxos adasında bulunan bu aşındırıcı maddenin ana kaynağı, gerçekten de mermerle çevrelenmiş belirli bir metamorfik bölge içindeki zımpara yatağıydı [10]" 
 
Amarna'da  bulunup  laboratuvarda  test  edilmiş  olan karışımımızda  ise demir  oksitler  mevcut  değildir.  Makaledeki ifadesiyle "....demir oksitlerin tamamen yokluğu ve kuvars ve feldispatın yanı sıra diğer yardımcı minerallerin varlığı bu malzemeyi normalden farklı kılar.  ..... kaynağı, üretimi ve olası geri dönüşüm geçmişi ile ilgili bazı sorular ortaya  çıkarır."

"Mısır'da, bilinen tek korundum yatağı Doğu Çölü'nün güney kesiminde, Hafafit'te bulunmaktadır (Şekil 6) [13]."



"Orada, alüminli pegmatitte kuvars, feldispat ve mikalarla birlikte çeşitli renklerde iri taneli korindon (2-6 cm uzunluğunda) bulunabilir......Hafafit korindon çeşitleri arasında bazıları rutil, zirkon, apatit, turmalin ve kromit katkıları bakımından zengindir. Demir oksitler mevcuttur, ancak nadir olarak küçük taneler halinde bulunur."

  Hafafit  vadisinde korindon yatakları  olduğu bilinmesine  rağmen  örneğimizin  içerisindeki  korindon taneciklerinin  Hafafitten  geldiğini  söyleyebilmek için  demiroksit problemini  çözmek  gerekmektedir.   Hafafitten  alınan  korindon içeren  malzemenin işlemden geçirilmesi  ve  böylece  demiroksitten  arındırılmış  olması  olasılığına da  dikkat  çeken makale, araştırmanın  genişletilmesine  dair  bazı  öneriler  sunularak  bitirilmiştir. 


Anna Serotta'nın İkinci Yazısı
2015  yılında, Anna  Serotta,  Metropolitan müzesinin  web  sitesine  bağlı  bir  sayfada konuyu  işleyen  bir  yazı  paylaşmıştır.  Bu  yazı  büyük  ölçüde Horizon dergisindeki makalenin  özeti  niteliğinde  olmasına  karşın ilaveten  aşağıdaki  resim  ve  bilgiler paylaşılmıştır. (bknz: https://www.metmuseum.org/blogs/now-at-the-met/2015/ancient-egyptian-technology)

Aşındırıcı numunedeki alüminyum (Al, sarı), silikon (Si, mavi) ve kalsiyumun (Ca, kırmızı) dağılımını gösteren bir X-ışını element haritası. Sarı parçacıklar korundum parçalarıdır.

The presence of abundant corundum particles conveys high abrasive efficiency to this material, and strongly suggests that this mixture was deliberately used in the drilling process of the hard limestone fragment. Remains at the bottom of the drill hole thus consist of a mixture of the abrasive, the powdered limestone, and corroded fragments of the bronze drilling tool. All together, these findings suggest the use of a bronze tubular drill[6] in conjunction with a corundum-rich abrasive mixture.

"Bol korindon parçacıklarının varlığı, bu malzemeye yüksek aşındırıcı verim sağlar ve bu karışımın, sert kireçtaşı parçasını delme işleminde kasıtlı olarak kullanılmış olduğunu kuvvetle önermektedir.  Bundandır ki, sondaj deliğinin dibinde kalanlar, (şu  unsurların) bir  karışımıdır:  aşındırıcı, kireçtaşı tozu ve bronz delme aletinin aşınmış parçaları. Bu bulguların tümü birlikte (düşünüldüğünde), korindonca zengin bir aşındırıcı karışımla birlikte bronz boru şeklinde bir matkabın kullanımını  önermektedir." 


Hafafit 'teki inceleme

2020 yılında, Mısır'ın Nükleer  Malzeme Kurumu(Nuclear Materials Authority) 'undan  dr. Soliman Abu Elatta A. Mahmoud ve  Hani H. Ali 'ye  ait  bir  makale  yayınlanmış  oldu.  Hafafit vadisinde  bulunan iki  adet  korindon damarından alınmış  örnekler  laboratuvarda analiz  edilmiş  ve  sonuçta  bu  makale  ortaya  konmuştu.  (bknz: https://www.researchgate.net/publication/348049184_Geology_and_genesis_of_vein-type_corundum_deposits_in_the_Hafafit-Nugrus_area_South_Eastern_Desert_Egypt  )

Field photographs showing: A – vein-type of corundum deposits at locality 1; B –A general view of exposed rocks at locality 2; C – vein-type of corundum deposits, as well as vermiculite, at locality 2; D – vein-type of corundum deposits filling the NE–SW fracture


Dr. Soliman'ın  makalesinde şu cümlelerin  geçtiği  görülmektedir:

Corundum in vein deposits is rare in the Migif-Hafafit area, which is a part of the Hafafit-Nugrus belt (El Ramly et al., 1993) in the South Eastern Desert of Egypt. Abu Elatta et al. (2013) recorded sapphire (blue, gem-quality) from the contact between peraluminous granites and metasedimentary host rocks at Madinat Nugrus, northeast of Gabal Hafafit. The corundum deposits were mined by Egypt’s pharaohs to obtain abrasive materials (Serotta & Carò, 2014).

"Mısır'ın Güneydoğu Çölü'ndeki Hafafit-Nugrus kuşağının bir parçası olan Migif-Hafafit bölgesinde (maden) damarı yataklarındaki korindon  (miktarı) seyrektir.(El Ramly ve diğerleri, 1993)
Ebu Elata et al. (2013) Gabal Hafafit'in kuzeydoğusundaki Madinat Nugrus'ta peralüminli granitler ile metasedimanter ana kayaçlar arasındaki temastan  (mücevher kalitesinde, mavi) safir  kaydetti. Korindon yatakları, aşındırıcı malzemeler elde etmek için Mısır firavunları tarafından kazılıp çıkarıldı (Serotta & Carò, 2014)."

Dr.  Soliman'ın  makalesinde bir  cümleyle de  olsa  Anna Serotta'nın makalesine  gönderme  yapılmış  olması önemlidir. Bu  durum Dr.  Soliman'ın, Serotta'nın makalesinde  yazanlardan  haberdar  olduğunu göstermektedir. Serotta'nın makalesinde  Hafafit  vadisine  dikkat  çekilmişti.  Dr.  Soliman  ise  vadideki  korindon oluşumunu detaylı  şekilde  analiz  etmiş  bilim  insanı olarak  Serotta'nın önerilerine  sıcak  baktığını göstermiş  oluyor. 

Dr.  Soliman'ın  makalesinde  verilen  bilgilere göre, her  iki  korindon  damarından da 6 'şar örnek  almışlar.    12  örneğin  her biri  farklı  noktalardan  alınmış.  Laboratuvar  analizlerinin  sonuçları  tablolar  halinde  sunulmuştur.  


Maalesef  bütün örneklerin  demir oksit  içerdiği  görülmektedir.   Şu  halde Amarna'daki örnek üzerinde bulunan korindonun,  Hafafit  vadisindeki    korindon  damarından birisinden  geldiğini  söylemek  zorlaşmış  olabilir.  Bununla  birlikte  2014 'teki  Anna  Serotta'nın makalesinde  Hafafit  vadisindeki  korindondan söz  edilirken   zaten  şöyle  denmişti:
"Demir oksitler mevcuttur, ancak nadir olarak küçük taneler halinde bulunur."

Anna  Serotta'nın  makalesinde dikkat  çekilmiş  olan  bu  durum  Antik  Mısırlıların    demir  oksitleri  ayıklamasına  yardımcı  olmuş  olabilir  mi?  Maalesef   Dr. Soliman 'ın makalesinde  bu  problem  ele  alınmamış ve  bir açıklanma  getirilmeye  çalışılmamıştır.  Yine  de  görülmektedir  ki Dr.  Soliman 'ın makalesinde  Anna Serotta'nın  makalesi  anılmış  ve  onun önerilerine  göndermede  bulunularak  desteklenmiştir.  Ayrıca  hatırlayınız ki,  Anna  Serotta,  Hafafitten  alınmış korindon malzemesinin Antik Mısırlılar  tarafından,  işlemden  geçirilmiş  olarak  kullanılmış  olabileceği  fikrini de  ileri  sürmüştü. Sonuçta  Antik  Mısırlıların  kullanmış  oldukları  korindonun  Hafafitten  gelmediğini  söylemek  için  acele  edilmemeli  ve konu alanı uzmanı olan  bilim  insanları  tarafından Hafafit  seçeneğinin  ne ölçüde mümkün  olduğu  araştırılmalıdır.  Dahası  Antik  Mısırlılar  zamanında  kullanılmış  olan maden  yataklarından bazıları  günümüzde  biliniyor  olmasına  karşın  bazıları da  henüz  bilinmemektedir.  Belli bir  süre  öncesine  kadar  Hafafit'teki  iki korindon  damarı da  bilinmiyordu. Şu halde Amarna'daki  demir oksit  içermeyen  bol  korindonlu  karışımın  laboratuvar  analiziyle  doğrudan uyumlu olan bir  maden yatağının  ileride  bulunması  ihtimal  dahilindedir.  zaten  Hafafit  seçeneği  tümüyle  elenmiş  değildir.  California  Üniversitesinden   2012 tarihli bir  makale Antik  Mısırda kullanılmış olan  mücevherler  ve  mücevher  yatakları  hakkında  şu bilgiyi  sunmuştur:

The gemstones of ancient Egypt, broadly defined, include all rocks, minerals, and biogenic
materials used for jewelry (beads, pendants, ring stones, and cloisonné inlays), amulets, seals, and
other small decorative items (figurines, cosmetic vessels, and inlays in furniture and sculpture). At
least 38 gemstone varieties were used by the Egyptians, but ancient mines in Egypt are known for
only nine of these. Some of the gemstones were imported from sources in Asia while others certainly
came from undiscovered Egyptian mines.

"Eski Mısır'ın değerli taşları, geniş anlamda, mücevherat (boncuklar, kolyeler, yüzük taşları ve emaye işi işlemeler), muskalar, mühürler ve diğer küçük dekoratif öğelerdir. (heykelcikler, kozmetik kaplar ve mobilya ve heykellerdeki kakmalar). Mısırlılar tarafından en az 38 değerli taş çeşidi kullanıldı, ancak Mısır'daki eski madenler bunlardan sadece dokuzu için biliniyor. Değerli taşların bir kısmı Asya'daki kaynaklardan ithal edildi, diğerleri ise kesinlikle keşfedilmemiş Mısır madenlerinden geldi."
(makale  için  bknz: Gemstones (escholarship.org))

Özetle

Petrie  ve  başka  bazı  bilim  insanları  arkeolojik  buluntulardaki  yivler  ile modern  deneylerde  oluşan  yivleri  karşılaştırdıklarında  Antik  Mısırlıların  kuvars  kumuna  ilaveten   daha  sert  aşındırıcılar  kullanmış  olmaları  gerektiği  sonucuna  varmışlardı.  O  sırada  henüz  doğrudan  kanıt  bulunmamış  olduğu  için  bütün  bilim  insanları  bunu  kabul  etmemişti. Amarna  da bulunan  matkaplanmış bir   taş  parçası  doğrudan  bir  kanıt  içermekteydi.   Matkap deliğinin  dibindeki  tortu  laboratuvarda  analiz  edildiğinde  bol  miktarda  korindon  içerdiği  anlaşılmıştı.  Yine  tortuda  bulunan  kalıntılarından hareketle    bronzdan  yapılmış  bir  matkap  kullanıldığı  anlaşılıyordu.  Antik  Mısırlıların  granit  gibi  sert  taşları  işlerken ve  keserken korindon  kullanmış  olduğu  düşüncesi  böylelikle  doğrudan  bir  kanıt  ile  destek  bulmuş  oluyordu.  Bununla  birlikte  cevabı aranması  gereken  bir soru  ortaya çıkmıştır.  Antik  Mısırlılar  korindonu  nereden  temin  etmişlerdi?  Hafafit vadisinde  iki adet  korindon  maden  damarı  tespit  edilmiş  olduğundan ilk  bakılması  gereken  yer  burasıdır.  Hafafit'ten  alınan  örnekler az  miktarda  demir oksit   içermesine  rağmen  Amarnada ki  matkaplanmış  taşın  üzerindeki  tortuda demir oksit  olmayışı  Hafafit  olasılığını  azaltmasına  karşın detaylar  önemlidir.  Hafafitteki  demiroksitin  seyrek  ve  küçük  tanecikler  halinde  oluşuna dikkat çekilmiştir.  Antik  Mısırlıların  demir oksiti  ayıklayacak bir  işlem  bilip  bilmediği  araştırılmalıdır. Dahası  Antik  Mısırlıların  kullanmış  oldukları  maden  yataklarından  çoğusu  günümüzde  henüz  keşfedilmiş  değildir.
  Sonuç  olarak  Antik  Mısırlıların graniti  şekillendirmek  için  korindon  kullanmış  oldukları düşüncesi iyi  sebeplere dayandırılmıştır:
1. Deneylerde  oluşan  yivlerin  antik  yivlerle  uyumu dolaylı  bir  kanıt  sağlamaktadır.
2. Amarna'da bulunan  taş  parçası sayesinde  doğrudan  bir  kanıta  sahibiz.
3. Antik  Yunanlıların korindon  kullanmış  oldukları  biliniyor. Tarihte   Antik Yunanlılar ile  Antik  Mısır etkileşim  halinde  olmuştur.
4. Daha  önce  Mısır'da  korindon yatağı  olup  olmamasına   dair  hiçbir  bilgimiz  yokken, günümüzde    en  azından Hafafit  vadisinde  iki  korindon damarı  tespit  edilmiştir. 
 


Korindon ile  Graniti  Kesme  Deneyi 

Aşağıdaki  videoda, korindon ile   granitin  nasıl  kesilebildiği  gösterilmiştir.  






Kaynakça 

https://antropogenez.ru/drilling/  O.V. Kruglyakov

Denys A. Stocks, Experiments in Egyptian Archaeology: Stoneworking Technology in Ancient Egypt (Routlege, 2003)

  •  Petrie, W. M. Flinders, On the Mechanilal Methods of the Ancient Egyptians, 1883
  •  Petrie, W. M. Flinders, Tools and Weapons Illustrated by the Egyptian Collection in University College, London (London: 1917)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder